Tıbbi ve Aromatik Bitkiler

Dünyada ve ülkemizde doğaya dönüş bir slogan haline gelmiştir. Yaşam standartları yükseldikçe tıbbi ve aromatik bitkilerin tüketimini de buna paralel olarak artırmıştır. Bundan sonra da bu bitkilerin tüketim alanı artış trendine girmiştir. Tıbbi ve aromatik bitkiler son zamanlarda beslenmede lezzet, koku, tat verici, iştah açıcı vb. özelliklerinden dolayı kullanımları yaygınlaşmıştır. Yine son zamanlarda tedavide kullanılan ilaçların önemli bir kısmını doğal kaynaklı bitkisel kökenli ilaçlar oluşturmaktadır. Doğal ürünlerin tüketimindeki artışa bağlı olarak tıbbi ve aromatik bitkilerin Türkiye ve Dünya’daki  pazar hacmi hızlı bir artış göstermektedir. 

Ülkemizde son yıllarda dış kaynaklı doğal sağlık ürünlerinin kullanımında büyük bir artış izlenmektedir. Dış alımı yapılan bu ürünlerden ülkemiz koşullarında üretimi yapılabilecek olanların saptanması ve en kısa sürede üretimlerine başlanması ülke ekonomisi açısından önem taşımaktadır. Önceleri doğadan toplanan bu bitkilere olan talebin artmasıyla birlikte tıbbi ve aromatik bitkilerin tarımına yönelik çalışmalara da hız verilmiştir. Bugün bir çok ülkede tıbbi ve aromatik bitkilerin tarımı yapılmakta ve birçok bitki türünde istenilen özelliklere sahip çeşit geliştirilmektedir. Ülkemizde de son yıllarda daha çok baharat olarak kullanılan ve dışsatımda önemli payları olan tıbbi ve aromatik bitkilerin tarımına başlanmıştır. Sadece ham drog değil, ekstre ve uçucu yağ vb endüstriyel üretimleri de arttırılarak katma değer yaratılmaya çalışılmalıdır.

Kaliteli, standartlara uygun ve sürekli bir üretim için tıbbi  ve aromatik bitkilerin kültürü yapılmalıdır. Kültürü yapılan bitkilerde  uluslararası geçerli “özel tarım uygulamaları” ilkelerine uyulmalıdır. Eğer bu grup bitkiler doğadan toplanıyorsa; doğadan toplanan bitkilerden koruma-kullanma dengesi içinde yararlanılmalı “sürdürülebilir kullanım” ilkesine dikkat edilmelidir. Tıbbi ve aromatik bitkilerin sağlıktan boya sektörüne kadar birçok alanda kullanılmaktadır. Önümüzdeki yıllarda iç ve dış pazarlardaki talepler göre; tıbbi ve aromatik bitkilerle ilgili hammadde, yarı mamul ve tam mamul maddelerin önemi kavranmalı ve bu konuda hem özel sektörde, hem devlet tarafından ve hem de üniversitelerce çalışmalar yapılarak bu konu üzerine daha çok yoğunlaşılmalıdır. Önümüzdeki süreç içerisinde artan talepleri karşılamak için; üretim, tüketim ve pazarlama planlaması yapılmalıdır.

TARİH’DE TIBBİ BİTKİLER

Tarihte insanlar düşünme kabiliyeti ile çareler aramaya başlamış ve korunmayı tehlikenin kaynağında bulmuşlardır. Doğadan gelen tehlikeleri,  hastalıkları yine doğadan elde edilecek çarelerle yenmek yolu seçilmiştir. Birçoğu tesadüfen birçoğu da merak sonucu deneyerek etkileri anlaşılan doğal ilaçların etkisi etno botanik olarak kullanımı yaygınlaşmıştır. Tıbbi ve aromatik bitkilerle ilgili ilk kaynaklar Çinliler tarafından M.Ö. 3000 li yıllarda yazılmıştır.

Ülkemizde bu bitkilerin tanındığına dair en eski bilgiler; Büyük Türk-İslam bilgini İbni Sina 11.yy da ‘Kanun’ adlı 5 ciltlik eserinin 2. cildinde çeşitli droglardan bahsetmiştir. Büyük bir botanik bilgini olan Ziyaeddin ibni el Baytar (1197-1248) Anadolu ve Güney Avrupa’yı gezdikten sonra yazdığı  ‘ Müfredatı İbni Baytar Fit-tıp’ adlı eserinde yakın doğudaki tıbbi bitkiler hakkında çok değerli bilgiler vermiştir.Daha sonraki yıllarda İbni Sina’nın  eserlerleri Avrupada Tıp eğitiminde uzun yıllar kaynak olarak kullanılmıştır.

17. ve 18. yüzyıllarda yakın doğuya seyahatler düzenleyen Avrupalı botanikçiler, ülkemiz florasını da incelemiş ve başta Kuzeydoğu ve Güney Anadolu olmak üzere ülkemizde mevcut tıbbi ve aromatik bitkileri içeren eserler yayınlamışlardır. Türkiye sınırları içerisinde  tespit edilen ve bugün yaklaşık 10.000’in üzerinde bitki türünün Türkiye florasında bulunduğu belirlenmiştir. Bu türlerinde yaklaşık 1/3’ ü endemiktir ( Endemik: Sadece belli bir yerde bulunan bitki türü). Bunlardan 1000 kadarını da tıbbi ve aromatik bitkiler oluşturmaktadır.

ÜRETİMİ VE TİCARETİ  

Tıbbi ve aromatik bitkilerin üretiminin 2 temel kaynağı vardır:

Doğadan Toplanan Bitkiler: Ülkemizde çoğu ülkede olduğu gibi doğadan kontrollü bitki toplama kriterlerine sahip değildir ya da çok azına sahiptir. 

Türkiye’de doğadan toplanarak yurt içinde ve yurt dışında satılan 347 bitki türü mevcuttur. İhraç edilen 50’ye yakın bitki türünden yaklaşık 10 tanesi ülkemizde kültürü yapılarak, 
geri kalan çoğunluğu ise doğadan toplanarak ihracatını yaptığımız bitkilerdir. Türkiye’de doğadan toplanarak yurt içinde tüketilen ya da yurt dışına ihraç edilen tıbbi ve aromatik bitkiler arasında; Rosmarinus officinalis(biberiye), Origanum sp., Satureja spp.(kekik), Capparis spp.(kapari) ve Glycyrrhiza glabra(meyan kökü), Gysophila spp.(çöven), Salvia spp.(adaçayı), Sideritis spp.(dağçayı) ile Galanthus spp.(kardelen), Orchis spp.(salep) vb. soğanlı bitkiler yer almaktadır. Doğadan toplanan kekik türleri Origanum majorana, Origanum minutiflorum, Thymbra spicata, Coridothymus capitatus gibi farklı tür ve cinsleri kapsamaktadır.

Kültürü Yapılan Bitkiler: Türkiye’de kültürü yapılan tıbbi ve aromatik bitki sayısının yıllara göre değişmekle birlikte 10 ile 20 arasında değiştiği bilinmektedir. En çok kültürden üretimi yapılan tıbbi ve aromatik bitkiler arasında C. cyminum (kimyon), P. anisum (anason), F. vulgare (rezene), C. sativum (kişniş), T. foenum-graceum (çemen), O. onites (kekik), C. sinensis (çay), H. lupulus (şerbetçi otu), R. damescane (yağlık gül), R. canina (kuş burnu), N. sativa (çörek otu), M. spicata (bahçe nanesi), P. somniferum (haşhaş) bulunmaktadır.

Türkiye’de Kültür Çalışmaları Devam Eden Bitkiler: E. purpurea, E.pallida (ekinezya), H. perforatum (kantoron), S. officinalis (adaçayı), S. sclerea (misk kokulu adaçayı), S. triloba (Anadolu adaçayı), S. marianum (meryemana dikeni), M. piperita (tıbbi nane), U. dioica (ısırgan), Sideritis spp. (dağçayı), M. officinalis (melisa), O. basilicum (fesleğen), L. angistifolia (lavanta).

Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de tıbbi bitkiler hakkında sağlıklı istatistikî rakamlar bulmak mümkün değildir.

Eskiden beri düzenli bir şekilde tarımı yapılan haşhaş, anason, şerbetçi otu ve kimyon gibi tıbbi ve aromatik bitkilerin dışındaki bitkilerin Türkiye’de üretimin ne kadar ve ne oranda olduğu tam anlamıyla bilinmemektedir. 

Türkiye dünyadaki en büyük kimyon üreticisi ülkelerden birisidir. Önceleri İç Anadolu’da (Ankara, Konya, Kırşehir, Karaman, Niğde, Afyon) küçük çapta üretim yapılırken, dışsatım miktarının artması (örn. 2002 yılında 24 bin ton) sonucu, GAP bölgesinde de kimyon yetiştirilmeye başlanmış ve üretim alanı genişlemiştir. Kültürü yapılan kekik türleri ise Origanum onites ve Origanum vulgare subsp. hirtum olup, Isparta, Denizli ve İzmir civarında yetiştirilmektedir. 

Türkiye’de son yıllarda ortalama 7-8 bin ton kekik üretilerek, büyük bir kısmı dış satıma sunulmuştur.

Ayrıca, bilindiği gibi Türkiye geleneksel haşhaş ve yağ gülü üreticisi ve dış satımı olan bir ülkedir. 

Tıbbi bitkilerin geniş ölçekli tarımını yapan Avrupa’da Macaristan, Polonya, İspanya; Asya ülkelerinden Çin, Hindistan ve Güney Amerika ülkelerinden de Arjantin olarak öne çıkmaktadır.

UÇUCU YAĞLAR

Uçucu yağlar doğru teşhis edilmiş aromatik bitkilerden standart bir prosesle elde edilen kokulu sıvılardır. 

Uçucu yağların dünya üretim miktarları kesin olarak bilinmemekle birlikte, her birinin yıllık üretimi 500 tonun üstünde olan 15 uçucu yağ dünya üretiminin % 90’ına karşılık gelmektedir. 

Toplam uçucu yağ üretiminin % 65’ i odunlu bitkilerden yani ağaç ve çalılardan temin edilmektedir. 

Bunlar arasında yükte ağır-pahada hafif narenciye yağları ile yükte hafif-pahada ağır gül ve yasemin yağları sayılabilir. 

Dünya uçucu yağ üretiminin %3’ü ilaç sanayi, % 34’ü alkolsüz içkiler ve % 63’ü ise koku ve tat endüstrileri tarafından kullanılmaktadır.

Uçucu yağların dünya ticaretinin 120.000–130.000 ton civarında ve 13 milyar ABD dolarının üstünde olduğu tahmin edilmektedir. 

Narenciye ve nane yağları dünya uçucu yağ pazarında başı çekmektedir. Gelişmekte olan ülkeler uçucu yağ üretiminde çok büyük potansiyele sahiptir. 

Dünya uçucu yağ üretiminin % 65’i gelişmekte olan ülkelerde, %35’i ise gelişmiş ülkelerde gerçekleşmektedir. Çin, Brezilya, Hindistan, Endonezya, Mısır, Fas ve Türkiye gibi ülkeler, gelişmekte olan ülkelerin uçucu yağ üretiminin % 85’ini gerçekleştirmektedirler. Başlıca uçucu yağ ihracatçısı ülkeler Çin, AB ülkeleri, ABD, Brezilya, Endonezya ve Hindistan’dır. Bu ülkeler dünya uçucu yağ ihracatının % 66’sını gerçekleştirmektedir. Gelişmiş ülkeler uçucu yağların başlıca kullanıcısı ülkeleridir. AB ülkeleri (özellikle Fransa, Almanya, İngiltere) ABD, Japonya, İsviçre ve Kanada toplam dünya ithalatının %70’ini yapmaktadırlar. AB ülkeleri tek başına ithalatın %43’ünü gerçekleştirmektedir. Uçucu yağ üretim potansiyeli gelişmekte olan ülkelerde olmakla birlikte, uçucu yağ pazarlarının çoğunluğu sanayileşmiş ülkelerdedir. Uçucu yağ pazarları çok tutucu olduğundan yeni üreticilerin bu pazarlara girip, güvenli bir yer edinmeleri için entegre bir pazarlama stratejisi oluşturup uygulamaları gerekmektedir. Bu stratejinin temel unsurları ürün verim ve kalitesinin kararlılığı, düzenli arz ile pazar gereksinimleri ve fırsatları konusunda gerekli bilgi akışının sağlanmasıdır. Ürün kalitesinin kararlılığını ve verimini garanti altına almak için doğru bitki türünün organize biçimde sistemli tarımı uygun teknoloji, güvenli hammadde, ürün depolama ve nakliye imkânları ile etkin bir yönetim sisteminin var olması gerekmektedir. Tıbbi ve hoş kokulu bitkilerin dünya ticareti, büyük ölçüde, ithalatçı, dağıtımcı ve stokçu görevi yapan uzman firmalarca gerçekleştirilmektedir.

TÜRKİYE'DE TIBBİ VE AROMATİK BİTKİ TEMİN KAYNAKLARI

Türkiye'de tıbbi ve aromatik bitkileri ticari amaçla toplayanlar toptancı aktarlar, ihracatçı tüccarlar ile imalatçılardır. Bazı özel kalemler için kooperatifler de sayılabilir. Toptancı aktarlar bilhassa İstanbul'da Mısır Çarşısı ve çevresinde faaliyet gösterirler. Bu tüccarlar Türkiye'nin her yöresinden toplattıkları ve ithal ettikleri yabani ve kültür bitkilerini İstanbul ve civarındaki depolarında tutmakta, perakendeci aktarlarla küçük imalatçıların ihtiyaçlarını karşılamaktadırlar. Talep halinde, ihracat da yapan toptancı aktarlarda oldukça geniş bir ürün yelpazesi bulmak mümkündür.

Konya, İzmir, Ankara, Gaziantep gibi illerde de faaliyet gösteren toptancı aktarları mevcuttur. Tıbbi ve aromatik bitkileri toplatan İhracatçı tüccarlar, başta İzmir olmak üzere, özellikle Trabzon, Antalya, Mersin ve İstanbul'da faaliyet göstermektedirler. Genellikle yabancı alıcılardan gelen talep üzerine bitki toplatan tüccarlar, bitkileri sahip oldukları veya kiraladıkları depolarda muhafaza etmekte ve genellikle herhangi bir işleme tabi tutmaksızın presleyip, balyaladıktan sonra ihraç etmektedirler.

İmalatçılar arasında, çay yanında temizlenmiş drog ve baharat imalatçıları ile ekstre, usare, bitki kimyasalı ve uçucu yağ üreticilerini saymak mümkündür. Tıbbi ve aromatik bitkileri toplatan İhracatçı tüccarlar, başta İzmir olmak üzere, özellikle Trabzon, Antalya, Mersin ve İstanbul'da faaliyet göstermektedirler. Gül yağı ve konkreti imalatçıları Isparta ve Burdur illerinde; Morfin ve türevlerini üreten dünyanın en büyük haşhaş kapsülü işleme tesisi Afyon Bolvadin'de; meyan kökünden meyan balı işleme tesisi İzmir'de; sarımsak ve soğan usaresi işleme tesisi Edirne'de, keçiboynuzu ekstresi işleme tesisi Adana'da, palamut ekstresi işleme tesisi İzmir'de faaliyet göstermektedir.

Çöven kökünden sulu ekstre üreterek bunları helva imalatında kullanan büyük imalatçılar başta İstanbul olmak üzere helva üretimi yapılan bütün illerimizde bulunmaktadır. Meyan kökünden meyan şerbeti ve defne yaprağından uçucu yağ üreten küçük imalatçılar ise Çukurova bölgesinde kuruludurlar.

TIBBİ BİTKİLERİN KÜLTÜRE ALINMASININ YARARLARI



TÜRKİYE’DE TIBBİ BİTKİLERİN KÜLTÜRÜNÜN YAPILAMAYIŞININ SEBEPLERİ


HANGİ TIBBİ BİTKİLER KÜLTÜRE ALINMALIDIR?

Herhangi bir bitkinin kültüre alınması konusunda karar verebilmek için;